Kebabı Nerede Yemeli?

Blog yolculuğunun sadece gezi ile sınırlı kalmasını istemeyen ve damak zevkim ile gidip ziyaret etmişliğime güvenen dostlar illa ki yemek yazısı da ekle bloguna dediler. Tabii ki kıramadım ve kabul ettim, ancak nereden başlamak gerekiyordu? ve nasıl olmalıydı? Gecenin bu vakti oturmuş Kundera ile ölümsüz bir yolculuk yaparken birden başlamam gereken noktayı hatırladım...

1996 yılı olmalı, Pertevniyal Lisesi hazırlık sınıfındayız ve sınıftan arkadaşlarımın bazen öğle arasında bazense okul çıkışında gittikleri bir kebapçı var 'Akın Kebap'. Cem ve Umut lezzetini öyle anlatıyorlar ki bu döneme kadar kebaptan uzak duran ben kendimi yeni damak zevkinin kollarına bırakıyorum. Kardeşliğimizin temellerinin atıldığı yerlerden birisi de Akın Kebap kuşkusuz. Lisenin spor salonunun arka sokağındaki bu ufak kebapçı en favori yerimiz haline geliyor. Müzik öğretmeni Mahfuz Hoca'dan alınan izinle öğle arasında spor salonu kapısından çıkıp Akın'a gitmişliğimiz de var, 10 tane dürüm yaptırıp sınıfta yemişliğimiz de. Öyle güzel anılarımız olmuş ki, belki de Aksaray'a kebabı getiren Akın ile başlamak bu nedenle önemliydi.

Aksaray-Sofular hattında kebapçılar büyük oranda Urfalılardan oluşuyor, gerek hayat tarzları gerekse de semtin hassasiyeti açısından çevredeki 15-20 kebapçıda alkol servisi yapılmıyor. Sırayla başlamak gerekirse Urfalı Hacı Usta, Has Doyum, Halil İbrahim Sofrası, Neden Urfa ve Şavak Usta en meşhurları. Burada sıralamaya bakıp da aldanmayın kendi sıralamamda en güzeli en sona koyuyorum.

Şavak Usta'nın en büyük özelliği kapıda sizi karşılayan yıllardır ismini bir türlü öğrenemediğim abi, sanki her akşam orada yemek yiyormuşsunuz gibi sizinle ilgilenen ve de hizmette sınır tanımayan (galiba Hüseyin Abi) bu kişilik çevrede ön plana çıkmasına sebep oluyor Şavak Usta'nın. Klasik olarak kebap yapan her restaurant lokanta veya adı her neyse işletmede bulabileceğiniz kebap çeşitleri Şavak Usta'da mevcut. Urfa'dan başlamak üzere Adana, Beyti, Patlıcanlı, Karışık ne dilerseniz var. Ancak benim bu ana yiyecekler yanında dikkat çekmek istediğim (belki de konudan ayrılarak) bir durum var ki bu Sofular'daki tüm kebapçılarda hakim 'hoşgeldin'... Dünyanın neresinde yerseniz yiyin atıştırmalık, ön hazırlık aperatif veya başka isimlerle tanımlanacak bu güzelliğin Sofular'daki adı 'hoşgeldin'. Tamamen odun fırınında pişirilmiş ve kabartılmış pide kıvamındaki hoşgeldin sizi karşılıyor masaya oturmanızla birlikte. (olmadığı söylense de ısrarla isteyiniz) Bazen tulum peyniri bazen 'bostana' (bunu da anlatacağım) ve çoğu zaman nar ekşili acılı ezme ile birlikte sunulan  hoşgeldin gerçekten Sofular'ın vazgeçilmezlerinden. Buradaki kebapçılarda mutlaka tadılması gereken başka bir yiyecek de az önce adı geçen 'Bostana'; bakır kaplarda sunulan ve içinde domates, ince ve küçük kesilmiş salatalık ve birçok baharat olan sulu bir salata. Bu güzel karşılamanın içinde çiğ köfte ile diğer 2-3 iştah açıcıyı ise sanırım saymaya gerek yok.

Genel tercihim kebap yemek istediğim zamanlarda (çoğunlukla Hakan ve Murat ile yaptığımız 3'lü zirvelerde) ortaya karışık söylemek yerine tek tek 3 farklı porsiyon söyleyerek hepsinin tadına bakmak. Karışıktan farkı ne derseniz, bu tercih ile karışık kebapta lezzetlerin ve kokuların birbirine karışmasının önüne geçtiğimi söyleyebilirim ve yine karışık kebabın genelde aşırı yüklenme ile sağlık sisteminde ufak çapta bir rahatsızlığa yol açması sebebiyle tercih edilmemesinin doğru olduğunu düşünüyorum.

Sofular'daki kebapçılarda daha önce yemek yememiş (özellikle kız arkadaşlarımın) genel çekincesi hijyen yönünde. Dışarıda yemek kültürünün evdeki kadar sağlıklı ve de temiz olmasını beklemek gerçekten her tüketicinin en temel hakkı kuşkusuz. Ancak süreci bir önyargıya dönüştürerek eşsiz lezzetlerden mahrum kalanlara çok yazık. İşletme maliyetlerini tamamen sunulan yemeğin fiyatına ekleyerek menusunu şişiren ve de sadece hepimizin bildiği gibi 3-5 eş dostla tanıtımını yapan kebapçılar ne kadar temizse, Sofular'daki kebapçılar da o kadar temizler.

İstanbul'da her kategorideki kebapçıda yemek yeme zahmetine (bence keyif) katlanmış biri olarak kesinlikle en güzel kebap etkinliğinin Sofular'da olacağını düşünüyorum. Burada alkol tercihi ile ilgili bir paragrafa ihtiyaç olduğu kesin. Kebap keyfini uzun masa sohbetine dönüştürme amacında olanlar için Sofular doğru adres değil. (Bunun için en doğru adres benim için tartışmasız Beyoğlu Zübeyir Ocakbaşı, bu da bir başka yazı konusu olsun o halde). Sofular tam olarak nitelendirilemeyecek olsa da bir nevi kebabın fast food hali, zaten otururken mekandaki sirkülasyondan bunu takip etmeniz mümkün.

Ve son bir not. Sofular'da kebap yedikten sonra yapılacak en güzel aktivite yanınızdaki dostlarla birlikte Çemberlitaş Çorlulu Ali Paşa Medresesi'nin bahçesinde Erenler'de kahvenizi, çayınızı ya da benim gibi illa kii 'elma çayınızı' yudumlamak...





Yorumlar

Saitcan Şale dedi ki…
Şavak fenomendir.

Popüler Yayınlar