Rozaje-2
Piknik alanına gitmeden önce Avdo daynın evindeyiz; koca salonda tahminen 30 kişi var, herkesin arasında konuşması bir yana Zahide teyzem sazı eline almış durumda (en büyük olarak) hepimiz güldürüyor sohbeti ve kahkahalarıyla. Aynı günün sabahında Ercan abim ve ailesi de Bosna'dan gelerek Rozaje ekibine katıldı ve kafilemiz şimdi 12 kişiden oluşuyor. (Balkan Turu'na Sarajevo'dan Ercan abim ve ailesinin anlatılmaz misafirperverliği ve rehberliğiyle başladık. Ama bu başka bir blog konusu.) Avdo dayının balkonundan Rozaje'a bakıyoruz, annem ve Nusret teyzem geçmişten anlatmaya devam ediyorlar, bir yandan onları dinlerken diğer yandan aklıma kazımak üzere Rozaje'a bakıyorum. Web taramalarında gördüğümüzden güzel olduğu kesin, havanın temiz oluşu ve görüş mesafesinin alabildiğine uzanması nedeniyle en uzak nereye bakabilirseniz bakmanız mümkün. Avdo dayının evinde de klasik Yugoslav ağırlamasıyla karşı karşıyayız. Tetka Nurka yememiz konusunda direktiflerine devam ediyor:) Burada geçen 1-2 saat sonunda İbar'a doğru yola çıkıyoruz, Agoviç mahallesinden İbar arası 10 dakika.
Yemek ayrıntısı, sofraya konulanlar, içilenler vb. gösteriş unsurlarıyla oyalanmadan, daha detaya inmek istiyorum. Yemek sonrası herkes farklı bir uğraşa dalıyor. Erkekler hemen takım kurup futbol oynamaya başlarken (oyuna sonradan girip galibiyet golümüzü atmanın mutluluğunu yaşadım 5-3 kazandık), oradaki kuzenlerimiz kahveleri pişirmeye başlıyor hemen. Kahve faslı sonrası Agoviç kızları hep bir ağızdan şarkılar söylemeye başlıyorlar. Arkası kesilmeyen şarkılar her türden, bir an için herkes mutluluktan gülüşürken biraz sonra başta Emine teyzem olmak üzere herkesin gözleri doluyor. (Tamam kabul Emika hüngür hüngür ağladı.) Dayo Muyo'nun Tetka Nurka'ya sarılarak söylediği şarkı ise herkesi derinden etkiliyor gözlemim bu. Derken güneşle beraber biz de yer değiştiriyoruz ve şimdi karşıdaki büyük ağacın gölgesindeyiz. Futbol maçı sonrası İbar'a serinlemek için belime kadar da olsa giren ben herkesi tetikliyorum ve biraz sonra İbar'da fotoğraflar çektirmeye başlıyoruz. Annemden dinlediğim, İlyas dayımın annemler küçükken rahat yüzebilsinler diye yaptığı küçük havuzlar buralarda sanki. Onlar İbar'ın eski coşkusunda olmadığından dert yansalar da biz onlarla burada olmaktan duyduğumuz mutluluğun yeteceğini söylüyoruz :)
Az sonra Dayo Muyo'nun oğlu müziki açıyor ve oyunlar başlıyor, biraz uzaklaşıp izlemek daha keyifli olacağı için karşıdan izliyoruz bizimkileri. Emine teyzemle Hasniye teyzem tabii ki en baştalar, Ercan abimi de gördüm arada, annem 'bilmem' diye otururken, Zahide teyzem ayakları ağrıdığı için Nusret teyzem ise asaletinden oyuna katılmıyor:) Teyzecim biliyoruz ağa kızı olmak zor:) Oyun sonrası Dayo Muyo 'size Rozaje'ı en tepeden göstereceğim' diyerek bizi yollara düşürüyor tabii ki gönüllüyüz ama görüyorum ki annemler de peşimizde.
Yürüyoruz, hem yolda onları dinlemek, hem etrafa bakmak hem video kayıt yapmak hem de güzellikten etkilenmek hafif bir mutluluk sarhoşluğu yaratıyor bende. Elimizde bu anları kaydedici o kadar çok cihaz var ki çılgına dönmüş durumdayız kayıttan. Yürümeye devam. Her geçiş noktası hakkında bilgi alıyoruz, az sonra normal yoldan çıkıp sapaya girdik ve yol ciddi anlamda dikleşiyor. Öyle ki orman serinliğine rağmen hafif ter bastı. Aklımda annemlerin nasıl çıkacağı var ama bakıyorum ki Hasniye teyzem en önde, demek ki problem yok diyerek güle eğlene yaklaşık 1 saatlik bir tırmanış yapıyoruz. Dinlenme noktasında Tetka Mersada'nın bizler için aldığı 'borovnitsa'ları yiyoruz, buradaki karşılığını bilmiyorum ama kan yapıcı ve hafif ekşimsi bir meyve.
Bu kez daha dik bir eğimle yoldayız. Dayo Muyo az kaldığını söylese de bakıyorum ki ekipte teklemeler başladı. En tepeye 300-400 metre kala 'siz gidin' diyen ekibimizden Dayo Muyo, Tetka Mersada,Ercan Abim ve ben zirvedeyiz. Çok güzeldi, söylemek anlatmak zor ama etkilendim. Ve öğrendim ki denizden 2000 metre yüksekteyiz, ciğerlerime tertemiz Rozaje havasını çektim.
Piknik dönüşünde tüm yorgunluğa, bitmişliğe rağmen akşam Nazif dayılara gidileceği söylendiğinde sadece su içebilecek halde olan bizler perişanlık ama aynı zamanda mutlulukla birbirimize baktık, Rozaje'da olmak başkaydı. Ama Rozaje'da Agoviç olmak ve Agoviçlerle olmak bambaşkaydı!
Daha giderken uçakta Saitcan ile birbirimize söylediğimiz gibi, bu ziyaret-seyahat ve/veya hasret giderme daha yıllarca konuşulur, inşallah üstüne eklenerek sonsuza kadar gider. Blogun başlığıyla bitirelim ki yıllarca Türkçe/Edebiyat derslerinde kompozisyon yazımında başlığın önemli olduğunu söyleyen ve mutlaka anlatıyla bağlantılı olmasını ifade eden öğretmenlerimizin hakkını verip kulaklarını çınlatalım;
'Rozaje Ljubavi Moja' :)
Yorumlar