Rozaje'dayız-1


Rozaje'ı daha önce orada bulunmamış biri olarak anlatırken konuya yemyeşil ve çok yüksek dağlar diyerek başlamak en kolayı sanırım. Öyle ki ilk akşam İbar'ın kıyısında dayılarımız ile oturur ve mangal ateşinde pişen etler, yiyip buz gibi pivoları (burdaki karşılığı Efes) içerken hafiften üşümeye başlamıştık, oysa ki bir gece önce Budva'da (Karadağ'ın Bodrum'u dersek Budva'ya ayıp eder miyiz Saitcan?) terliyorduk aynı saatlerde.

Sırbistan'dan ayrılarak bağımsızlığını ilan eden Karadağ (Crnagora) Cumhuriyeti'nin bir dağ kasabası Rozaje. Muyo dayı (burada kısaltmalar kullanacağım çünkü bu bir gelenek bakınız ben Aso) bizi Podgorica'dan (Karadağ'ın başkenti) aldıktan sonra yaklaşık 30 tünel geçerek ve sürekli dağlara tırmanarak Rozaje'a varıyoruz. Geçtiğimiz kasabalar arasında Kolasin ve Berane var, etrafımız fotoğraflamaya doyamadığımız güzellikte manzaralarla dolu. Yolun aşağı tarafından yukarıya bakarken ne kadar yüksek dediğimiz dağdan aşağıya bakıyoruz az sonra.

Burada ayrı bir paragrafta çok sabırsız ve bir o kadar da yorgun olduğumuzu belirtmek istiyorum. Çünkü 9 günde ortalama 5 saat uykuyla tamamlanacak bir programımız ve uzun bir yapılacaklar listemiz var.

Nihayet Rozaje'dayız. Dayo Muyo bizi direkt olarak annesi Tetka Nurka'nın olduğu eve götürüyor. (Tetka Nurka rahmetli Ömer Agoviç'in karısı, annemlerin yengesi.) Evde teyzemler ve annemlerle muhteşem bir karşılaşma yaşıyoruz. Agoviçler o kadar sıcak ki az sonra şakalaşmalar sohbetler başlıyor. Mesleğimi Boşnakça'da tarif etmekte zorlanmam üzere Rozaje'da savcı olan Tetka Mersada 'Finansuski İnspektör' olarak olayı çözüme kavuşturuyor. Rozaje'da ve tüm Yugoslavya'da adet misafirin konuşmasına izin vermeden sürekli bişeyler yemesini sağlamak:) öyle ki Tetka Nurka yemediğimiz zaman bizlere kızıyor.

Kuzenlerimiz bizi büyük dayımızın yanına İbar Nehri kıyısına götürüyor akşamüstü. İbar Nehri Rozaje'ı bir baştan bir başa geçen ve zamanında rahmetli dedem Asım Agoviç'in toprakları arasından da akıp giden bir nehir. Arabada giderken aklımın bir yanı annemle Rozaje'da olduğuma inanamıyor. Ve uzaktan Maho dayıyı görüyoruz, yanında diğer akrabalarımız tabii ki satranç oynuyorlar. Satranç ile ilgili dayımız İlyas Agoviç kadar oynayıp oynamadığımızın sorulması üzerine Saitcan cevaplıyor: 'Ben daha iyi oynuyorum.' (Güzel cevap Sayko). Burada Mersad, Nazif ve Mustafa dayılarla da tanışıyoruz, aile çok geniş tanış tanış bitmiyor.

Akşam kendimizi Duga Otel'de yataklara zor atıyoruz ki, bu konuda dayılarımızın ciddi fırçasını yedik çünkü, Rozaje'a gelip de otelde kalmamız onları bir hayli incitmiş durumda. Şöyle ki buradan tüm sülale gitsek konaklayacak kapasite vardı Rozaje'da. Sabah öyle güzel bir ayaz ve güneşle uyanıyorum ki mutluluk had safhada, üstüne Saitcan rijetko ile sabahımıza neşe katıyor :)) Tabi yolcu yolunda gerek annemle, baba tarafından rahmetli dedem Salih Alp'in doğduğu köyü görmek üzere Prizren'e hareket ediyoruz. Çünkü ertesi gün dayımlar İbar'ın kıyısında bizler için büyük bir piknik organize etmişler. Piknik ve daha fazlası da yarına kalsın ey sevgili okur.

















Yorumlar

Popüler Yayınlar