Toledo

Toledo balayımızın en tarihi kısmıydı. Geçmişte Emeviler'in yönetimine de giren şehirde Hrıstiyan, Müslüman ve Yahudi dinlerine mensup insanlar yaşamış. Bu güzel şehirde sokaklarda ve insanlarda gördüğümüz en büyük his huzurdu.

Madrid'e 70 km uzaklıktaki şehrin 3 tarafı Tajo Nehri ile çevrili, doğal olarak nehir üzerindeki köprülerden (favorimiz Alacantra Köprüsü) şehiri seyretmek insana çok büyük  mutluluk veriyor.

Toledo UNESCO Dünya Miras Listesi'nde yer alan eserleriyle yıl boyunca turist akınına uğrayan bir şehir, küçük meydanının adı Zocodover Meydanı; bu meydandan yayılan sokaklar vasıtasıyla şehrin içinde kendinizi kaybetmeniz mümkün, zaten bir tatilci daha ne ister ki.

Meydanın bir alt sokağında, merdivenlerden inerken Cervantes Anıtı ile karşılaşıyoruz. Özge'ye hemen bir fotoğraf çekmemiz lazım diyorum ve elimi omzuna atıyorum üstadın, Toledo'dan güzel bir anı biriktiriyoruz böylece Cervantes ile.

Temmuz ayının sonuna doğru Papa ziyaretine hazırlanan küçük şehirin büyük katedralinde (Toledo Katedrali) gezerken çok değişik bir duyguya kapıldım. Katedralin sol arka tarafına yakın yerlerde tavanda Şahane bir fresk var. Katedral inşası sırasında, çatı kısmında bırakılan yuvarlak bir pencereden giren ışık bu freske vuruyor, işte o anda, O'nun varlığını inanılmaz bir şekilde hissediyorsunuz.

Katedral ziyaretinden sonra şehrin Yahudi Mahallesi'ne doğru yol aldık. Burada bizi çok eski bir sinagoga götürdüler, sinagoglardaki cami benzerliği beni her zaman şaşırtmıştır, gerek kubbeli yapılar gerekse de iç mekandaki sadelik çok benzer.

İspanya'ya gitmek isteyenler listelerine Toledo'yu da eklesinler derim, yeme-içme işleri Toledo'da çok gelişmiş değil, meydanda karnınızı doyurabileceğini yerler var problem yaşanacağını sanmıyorum.
Ve bir tavsiye mutlaka şehrin dışarıdan fotoğrafını çekin, sadece bu fotoğraf ve katedral için bile Toledo'ya gitmeye değer.

Yorumlar

Popüler Yayınlar